Forum-TR.CoM

Tam Versiyon: Cinsel yollarla bulaşan enfeksiyon ve hastalıklar
Şu anda arşiv modunu görüntülemektesiniz. Tam versiyonu görüntülemek için buraya tıklayınız.
saglikli.jpg

Klamidya enfeksiyonu “chlamydia trachomatis” adı verilen bakterinin sorumlu olduğu cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyondur. Bu bakteri serviks, üretra ve rektumda bulunur. Nadir olmakla beraber klamidya boğaz ve göz dâhil olmak üzere vücudun diğer bölümlerini de etkileyebilir.

Klamidya gelişmiş ülkelerde cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar arasında en sık görülenidir.

Nasıl Bulaşır?

Klamidya cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyondur. Hastalık kalıtsal değildir.

Belirtileri Nelerdir?

Klamidya özellikle kadınlar arasında, hiçbir belirti vermeden asemptomatik seyreder. Tedavi edilmediği takdirde klamidya, kadında infertiliteye kadar (kısırlık)  giden ciddi sorunlara neden olabilir. Klamidya belirtileri, genellikle etkene maruz kaldıktan 1 ila 3 hafta sonra görülür ancak çok daha sonra da ortaya çıkabilir. Klamidya ile enfekte kadınların %70-75’ i asemptomatiktir. [Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Linkleri Görebilir Kayıt Olmak İçin Buraya Tıklayın!] Erkeklerin önemli bir bölümünde hiç bir belirti olmadığı tahmin edilmektedir. Genelde belirti vermemesine rağmen bazı kadınlarda hafif sarımsı akıntı, idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, vajinal bölgede yanma ve kaşınma, kızarıklık, şişlik, dış genital organlarda yaralar, ilişki esnasında ağrı ve anormal kanama gibi kalmidya enfeksiyonuna özgü olmayan nonspesifik tabir edilen belirtiler görülür. Erkeklerde ise en sık bulgu penisten akıntı ve idrar yaparken olan yanmadır.

Klamidya kadınlarda; pelvik inflamatuar hastalığa (PID) neden olabilir. PID geçirmiş hastalarda ektopik gebelik (rahim dışı gebelik), erken doğum riski gibi gebelik komplikasyonlarda artış beklenebilir. Tekrarlayan PID enfeksiyonları fallop tüplerine zarar vererek doğurganlıkta azalma veya infertilite sorunlarına yol açabilir.

Klamidya servisite neden olabilir.  Belirtileri arasında sarımsı bir akıntı, pelvik ağrı, bel ağrısına ve cinsel ilişki sırasında ağrı sayılabilir. Kronik servisit durumlarında ise serviksteki yoğun inflamasyon sevikal kistlerin gelişimine neden olur. Klamidya komplikasyonları kadınlarda erkeklerden daha az görülür.Klamidya enfeksiyonu olan erkeklerde epididimite, üretrite, böbrek sonrunlarına ve infertiliteye neden olabilir.

Klamidya ile enfekte bir gebeden doğum sırasında bebeğe de bulaşabilir. [Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Linkleri Görebilir Kayıt Olmak İçin Buraya Tıklayın!] Bebekte opthalmia neonatorum adı verilen göz enfeksiyonu ya da zatürre olarak kendini gösterir. Doğum sırasında bakteriye maruz kalan bebeklerde rektal ve genital klamidya yaklaşık 1 yıl kadar sürebilir.

Daha önceden tedavi almamış hamile bir kadında klamidya enfeksiyonu güvenle tedavi edilebilir. Enfeksiyonun bebekte potansiyel bir göz veya akciğer enfeksiyonu oluşturmadan gebelik sırasında tedavisi mümkündür. Emziren kişilerin Klamidya olması durumunda mutlaka bu konuyu doktoruna danışması gereklidir.

Büyük çocuklarda klamidya enfeksiyonu saptandığında cinsel taciz öncelikle düşünülmelidir.

Tanısı Nasıl Konur?

Klamidya testi bir kişinin enfekte olup olmadığını kesin olarak öğrenmek için tek yoldur. Kadın hastada idrar örneği veya vajinal muayene ve  vajinal akıntı örneği ile testine göre tanı konur. Erkekler içinde, ya bir idrar örneği veya penisin ucunda ya da üretra ağzından alınmış sürüntü ile tanısal test yapılabilir. Birçok laboratuvar artık sadece bir idrar örneği almak yoluyla güvenli sonuca ulaşabilmektedir

Tedavisi Nasıldır?

Enfeksiyon tanısı konduktan sonra klamidya tedavisi basit ve etkilidir. Tedavide kullanılan antibiyotik tabletler hasta tarafından düzgün ve doğru alınırsa %95 etkili olabilir kısa bir sürede şifa sağlanabilir. Eğer hasta bebek istiyorsa yani korunmuyorsa hamile olma olasılığına karşı doktorun haberdar olması önemlidir. Bunlara ek olarak hastanın son 6 ay içindeki cinsel partnerleri de sorgulanıp test edilmeli ve ihtiyaç durumunda tedaviye alınmalıdır.

Korunma Yolları Nelerdir?

Cinsel yolla bulaşan bir hastalık çeşidi olduğu için ilişki sırasında kondom kullanımı esastır. Kadınların yılda bir kere klamidya için test yaptırması önerilmektedir.

Kimler Riskli Gruptadır?

En fazla görülen cinsel yolla bulaşan hastalık olduğundan, korunmasız cinsel ilişkisi olan herkes risk altındadır.

Sifiliz doğru tedavi edilmediği takdirde uzun dönemde çok ciddi komplikasyonlara (istenmeyen sonuçlara) neden olan cinsel yolla bulaşan hastalıklardandır.  Hastalık etkeni Treponema pallidum adı verilen bir bakteridir.

Gelişmekte olan ülkelerde hemen her zaman yüksek insidansa sahip olmuştur. Gelişmiş ülkelerde sorun daha çok düşük sosyoekonomik çevrelerde, aktif cinsel yaşamı olan  aktif gençler ve genç yetişkinler arasında belirginleşmektedir.

Nasıl Bulaşır?

Genellikle cinsel temas ile bulaşır. Daha az oranda kan transfüzyonları, öpüşmek vb. yollar ile bulaşabilir.  Sifiliz kişiden kişiye bakterinin neden olduğu yaralara (şankr) direkt temas ile de bulaşır. Bu yaralar dış genital organlar, vajina, makat, rektum, ağız ve dudaklarda görülebilir. Sifiliz, enfekte anneden doğmamış bebeğine geçebilir. Hastalık kalıtsal değildir.

Kimler Riskli Gruptadır?

Korunmasız cinsel ilişki ve birden fazla cinsel eş hastalık riskini çok arttırır.

Belirtileri Nelerdir?

Bulgular cinsel ilişkiden sonraki 3 hafta içinde ortaya çıkmaya başlar. Hastalık üç evrede görülebilir.

Birinci Evre: Vücuda giren bakteri lenf ve kan yoluyla vücuda yayılır. [Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Linkleri Görebilir Kayıt Olmak İçin Buraya Tıklayın!] Sifiliz ile enfekte olduktan sonra ilk bulguların ortaya çıkması arasında geçen süre 10-90 gündür (ortalama 21 gün). Birinci evrede tipik bir sifiliz yarası görülür. Şankr adı verilen kenarları belirgin, sert, yuvarlak-oval, tek, tabanı temiz, sulantılı ve ağrısız bir yara oluşur. Bazen birden fazla da olabilir. Yara etkenin vücuda giriş yerindedir. Ağrısız olduğu için kolaylıkla gözden kaçar. Çoğu hastada bu dönemde tek taraflı, deriye yapışık olmayan, ağrısız lenf bezi büyümesi de vardır. Yara 3-6 hafta devam eder ve tedavili ya da tedavisiz iyileşir. Yara kendiliğinden kaybolsa da enfeksiyonun ikinci evreye geçmemesi için tedavi şarttır.

İkinci Evre: Bakterinin tüm vücuda yayıldığı dönemdir. Şankırın çıkmasından ortalama 1-6 ay sonra ateş, baş ve boğaz ağrısı, kas-eklem ağrıları, halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, bulantı kusma gibi belirtiler ortaya çıkar. İkinci evre boyunca deri döküntüleri ve/veya yaralar görülebilir.

Bu evre vücudun bir ya da birden fazla bölgesinde ortaya çıkan cilt döküntüleriyle başlar. Döküntü, birinci yara iyileştiğinde veya yara iyileştikten birkaç hafta sonra ortaya çıkabilir. Döküntüler pürüzlü, kabarık, kırmızı, kırmızımsı kahverengi benekler şeklindedir. El avuç içlerinde ve ayak tabanlarında sıktır. Genelde kaşınmaz ve bazen farkına varılamayacak kadar soluktur. Bu döküntülere benzer şekilde ağız, yutak ve genital bölge mukozasında gri-beyaz plaklar şeklinde lezyonlar da görülür.

Bu dönemdeki diğer bulgular: Bazı hastalarda sinir sistemi tutulumu, eklem, karaciğer, göz, böbrek tutulumu olabilir. Sifiliz bu evrede doğru tedavi edilmezse bir sonraki evreye ilerler.

Gizli ve Geç Evre: Gizli evre daha önce var olan bulguların kaybolmasıyla başlar. Sifiliz tedavi edilmezse herhangi bir bulgu vermeksizin yıllarca vücutta kalabilir. Tedavi görmeyen vakaların yaklaşık %15’inde, geç evre enfeksiyonun başlangıcından 10-30 yıl sonra çok daha ciddi olarak ortaya çıkabilmektedir. Hastada bu dönemde klinik bulgu olmasa da tanı testleri ile enfeksiyonun varlığı saptanabilir ve bu dönemde hasta bulaştırıcıdır.

Bu dönemdeki bulgular: Kas hareketlerinin koordinasyonunda güçlük, felç, hissizlik, körlük, ruhsal bozukluklar görülebilir.

Sifilizin geç evresinde hastalığa bağlı hasarlar görülür. Bu evredeki hasta bulaştırıcı değildir. Hastalık iç organlarda (kalp, karaciğer, beyin gibi) hasar yaparak ölüme sebebiyet verebilir. Tedavi edilmeyenlerde kalp ve damar tutulumu ve buna bağlı göğüs ağrısı ve infarktüs görülebilir.

Sifilizin her evresinde sinir sistemi tutulabilir ve bu tutulum belirtisiz olabileceği gibi şuur bozukluğu, felçler, yürüme ve denge bozukluğu, bunama, idrar kaçırma, konuşma bozukluğu gibi bulgulara neden olabilir.

Hamile sifiliz hastaları doğmamış bebeğine enfeksiyonu bulaştırabilir. Hastalık erken doğum, ölü doğum ya da düşük doğum ağırlıklı bebeğe neden olabilir. Gebelikte ve doğumda gerekli testler yapılmalı eğer test sonuçları pozitif ise acil tedaviye başlanmalıdır. Birinci veya ikinci evrede olan sifilizli anne tedavi edilmezse ölü doğum, düşük, erken doğum olabilir. Nadir birkaç vakada hiçbir anormallik görülmediği bildirilmiştir.

Annenin en bulaştırıcı olduğu dönem erken evredir Erken sifiliz evresinde bebeğe geçiş daha fazla olmaktadır. Sifilizli bir anneden etkenin fetüs dolaşımına geçişi, gebeliğin 9. haftasından itibaren başlar. Bebekte ilk 3 aydan itibaren bulgular ortaya çıkar. Etken gebeliğin 5. ayından sonra, fetüsün bütün sistemlerini sarar, fetüste konjenital sifiliz tablosuna neden olur.  Karaciğer-dalak büyümesi, sarılık, kansızlık, döküntüler, lenf bezi büyümeleri, göz-kemik tutulumları, menenjit, sinir felçleri görülebilir. Bu nedenle gebeliğin 5. ayından sonraki düşüklerde ve ölü doğumlarda daima sifilizi düşünmek gerekir.Doğum esnasında annenin genital bölgesinde şankr varsa, yani anne erken sifiliz 1.döneminde ise bebeğe bulaş olabilir. O zaman bebekte edinsel sifiliz belirtileri ortaya çıkar.Geç evredeki sifiliz bulguları 2. yaştan sonra görülür. Hutchinson dişleri denilen özel diş yapısı, duyma kusuru, mental gerilik (zekâ geriliği), semer burun görülür.

Enfekte bebek hastalık bulguları olmaksızın da doğabilir. Buna rağmen acil olarak tedavi edilmez ise birkaç hafta içinde ciddi sağlık problemleri gelişebilir. Tedavi edilmemiş bebeklerde katarakt, sağırlık ve konvülziyon (nöbet geçirme) gibi sağlık sorunları ortaya çıkabilir ve ölümle sonuçlanabilir.

Kardiyovasküler ve nörolojik komplikasyonların yanı sıra ölü doğum ve doğumsal sifiliz gibi sorunlu gebelik ve hastalıklı bebek doğumlarına da yol açabilmektedir.

Tanısı Nasıl Konur?

Sifilizin bulaşmasında, enfektif özellik taşıyan şankır, plak müköz ve kondiloma lata lezyonları rol oynamaktadır. Ayrıca sifiliz, kan yoluyla da bulaşabilirse de günümüzde kanların T. pallidum antikorları yönünden kontrol edilmesi nedeniyle, bu bulaşma yolu önemini kaybetmiştir. Tanıda, karanlık alan mikroskopisinden söz edilmekle birlikte, kullanım güçlüğü ve kesin tanı koydurmaması nedeniyle, bu yöntem yaygın olarak kullanılmamaktadır. Günümüzde tanı, serolojik temele dayanan nontreponemal (RPR, VDRL) ve treponemal (FTA-ABS, TPHA) testlerle koyulmaktadır. Gebe kadınlarda bu testlerin rutin olarak yapılmasında yarar vardır.

Tedavisi Nasıldır?

Tedavide doğru antibiyotik kullanımı önemlidir ancak tedavi enfeksiyonun neden olduğu hasarları geri çeviremez. Erken evre sifiliz için kısa süreli antibiyotik tedavisi yeterli iken gizli ve geç evre sifilizli hastalarda daha uzun süreli tedaviler uygulanır.

Sifiliz geçirmiş olmak bu hastalığa karşı koruyuculuk sağlamaz. Başarılı ve doğru bir tedavi uygulansa bile tekrar bakterinin alınması ile yeniden hasta olunabilir.

Penisilin bu hastalığın her evresinde başvurulan ilk seçenektir ve genellikle hastalığı başarıyla tedavi etmektedir. Tedaviden sonra hasta, nontreponemal testler olumsuz oluncaya dek, 3-6 aylık aralıklarla izlenmelidir. Testlerin olumsuzlaşması bazen uzun zaman (birkaç yıl) alabileceğinden, bu konuda sabırlı olmak gerekir.

Eğer gebeyseniz ve sifiliz hastasıysanız doğmamış bebeğinize enfeksiyonu bulaştırabilirsiniz. Sifilis erken doğum, ölü doğum ya da düşük doğum ağırlıklı bebeğe neden olabilir. Gebelikte ve doğumda hemen testlerinizi yaptırmalısınız ve eğer test sonuçlarınız pozitif ise acil tedavi almalısınız. Geç sifilizli annede fetüsün hasar görme olasılığı azalır. [Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Linkleri Görebilir Kayıt Olmak İçin Buraya Tıklayın!] Özellikle 4 yıldan sonra, tedavi edilmemiş sifilizde bile tehlike oldukça düşüktür. Uzun süre önce sifiliz geçiren, tedavi olmamış geç sifilizi olan anne gebe kalırsa sağlam bir bebek doğurabilir. Ancak bebek sağlam bile olsa sifilitik kabul edilerek tedavi edilmelidir. Enfekte bebek hastalık bulguları olmaksızın da doğabilir. Buna rağmen acil olarak tedavi edilmez ise birkaç hafta içinde ciddi sağlık problemleri gelişebilir. Tedavi edilmemiş bebeklerde katarakt, sağırlık ve konvülziyon (nöbet geçirme) gibi sağlık sorunları ortaya çıkabilir ve ölümle sonuçlanabilir.

Korunma Yolları Nelerdir?

Sifilizden korunmak için; mutlaka kondom kullanılmalı, şüpheli cinsel ilişkiden kaçınılmalı ve uzun dönemli, tek eşli cinsel ilişkiler tercih edilmelidir. Genital bölgede yara, akıntı veya kaşıntı gibi belirtiler gözlendiğinde uzman bir hekime danışılmalı ve cinsel ilişkiden kaçınılmalıdır. Sifiliz testi pozitif çıkan anne bebeğini emzirmemelidir.